Spring, figürü neredeyse stoacı bir durgunlukla betimler. Ancak bu sükûnetin içinde, katman katman uygulanmış renklerle doğan nazik bir hareket gizlidir. Soğuk maviler hakimdir; dinginlik, mesafe ve içe dönüklüğü çağrıştırır. Fakat bu tonların arasında saklı duran pembe, sarı ve menekşe dokunuşları; duygusal bir uyanışı, kış sessizliğinin kırılışını ima eder.
Bakış hemen izleyiciyle buluşmaz; yarı mevcut, yarı geri çekilmiş bir eşikte durur. Ancak izleme süresi uzadıkça, portre de açılmaya başlar tıpkı ilkbahar ışığının donmuş toprağı yavaşça ısıtması gibi.
Spring, bize yenilenmenin çoğu zaman sessizce ve içeriden başladığını hatırlatır. Bu eser, sadece görsel bir güzellik değil; aynı zamanda şiirsel bir derinlik ve duygusal bir varlık kazandırır koleksiyonlara.