Rhythm of the Line yalnızca hareketi tasvir etmez; onu bedenleştirir. Çizgiler tuvali yalnızca geçip gitmez; burulur, çarpışır, üst üste biner ve kaybolur.
Sanatçı soyutlamayı yalnızca form yoluyla değil, aynı zamanda tempo üzerinden keşfeder ani bir hızlanma, yumuşak bir duraksama ve gerilimle örülmüş yapılı anlar... Cesur ve canlı renkler aynı anda çatışır ve uyumlanır; hem kaotik hem de bilinçli biçimde düzenlenmiş bir görsel alan yaratır. Bazı çizgiler aniden belirir, bazıları ise katmanların altında kaybolur; tıpkı düşünceler gibi, anılar gibi, harekete geçmiş bir müzik gibi.
Bu, durağan bir tablo değil; çizgilerle yazılmış akan bir şiirdir. Süreklilik ve kopuş, kasıt ve içgüdü arasında kurulan bu denge sayesinde sanatçı yalnızca görsel değil, ritmik bir hisle de görmeye davet eder.
Rhythm of the Line, soyutlama, hareket ve duyusal etkileşim arasındaki kesişimleri keşfetmek isteyen koleksiyonlar için önemli bir parçadır.