Bana Benzeyen Biri, kökleriyle toprağı kavrayan, fakat sınırlarının ötesine uzanan bir varlığı düşler. Cam kubbeyi delen dallar bir kaçış değil, bir ısrardır bastırılamayan bir ruhun dışa taşan arzusu, sınır tanımaz bir varoluşun işaretidir.
Gövdeye yerleşmiş gözler doğayla yapılan bir anlaşmayı temsil eder: bakmak ve bakılmak; zeytin ağacında yansıyan benlikle yeniden karşılaşmak. Ağacın bedeni bir iç atlas hâline gelir hafıza, nefes ve hava; çizgi ve ışıkla haritalanır.
Karışık teknik, akrilik ve yağlı boya kullanılarak oluşturulan bu eserde, DANIS dizginlenmişlik ile taşkınlık arasında bir yüzey inşa eder. Eser, ait olmak ile öteye taşmak arasındaki paradoksu taşır: kökler sabitler; dallar çevirir; ruh dışa yaslanır dokunarak gökyüzünü öğrenir.