Memory, bir betimleme değil, bir tortudur. Bir zamanlar biçimi, ağırlığı ve nefesi olan bir deneyimin maddesel, jestsel ve yüzeysel yollarla soyutlanmış görsel izidir.
Bu eser, Buket Gül’ün pratiğinde; travma, göç ve tarihsel yerinden edilme gibi temalarla şekillenen çalışmalarından daha sezgisel ve sürece dayalı bir yaklaşıma geçişini işaretler. Biçimler, varlık ile erozyon arasında asılı durur; sanki belleğin kendisi, parçalanmadan önce kalıntılarını korumaya çalışıyormuş gibi.
Doku, rastlantı ve ölçülülükle katmanlanan Memory, sanatçının içe dönük bir bakışa yöneldiğini açığa çıkarır. Bu, belirli bir hikâyenin yeniden anlatımı değil; hatırlamanın kendisinin bir eylem olarak vücut bulmuş hâlidir eksik, dokunsal ve daima devinim içinde.