Üzümle ya da tahılla değil, şerbetçiotu ile tapılan bir tanrıça hayal edin. Lupulina Divina, nektarın değil; mayalanmanın, coşkunun ve ışıltılı çürümenin kutsalıdır.
Göksel bir rahatlıkla uzanmış, elinde şarap değil; amber rengi bir başkaldırı tutar.
Bakışlarında sarhoşluk yoktur yalnızca kutsal bir unutma, diyarlar arası neşeli bir teslimiyet.
Kıyafetlerinden süzülen her bir şerbetçiotu kozası, ritüel, isyan ve arınma anlatılarını yeşerten kehanet tohumları gibidir.
O, kutsal mayadır; haz ve kehanetin tanrıçası. Sarhoşlukla aydınlanmanın kesiştiği, mitin mite dönüştüğü yerde doğar.