Love hem soyut hem de içten bir anlatıdır. Yüz formunu yumuşak renk bloklarına ayırır pudra pembeleri, limon sarıları, gökyüzü mavileri… Bunlar gerçekçi tonlar değil; duygusal sıcaklıklardır. Gözler ifadelidir ama parçalanmış görünür. Ağız ise tamamlanmamış bir kelime ile bir sessizlik arasında asılıdır. Burada simetri yoktur çünkü aşkın kendisi hiçbir zaman simetrik değildir.
Figür, silinmemiş ama ulaşılması zor bir anı gibidir. Çizgiler kesişir ama sınır çizmez. Renkler temas eder ama yerleşmez. Bu portrede her şey “olma” hâlinde değil, “olmakta”dır.
Love, açıklık ile karmaşa, yakınlık ile mesafe arasında asılı kalmış bir anı yakalar insan duygularının en karmaşığına dair kusursuz bir görsel metafor.
Soyutlama yoluyla şefkati ve hassasiyeti keşfetmek isteyen koleksiyonlar için cesur ve şiirsel bir katkı.